News

Voltimum Türkiye Portalı Planlux Yazıları 8

Güneşin çoktan battığı bir işgünü sonunda banliyö treni ile evinize dönerken trene hangi istasyonda, nasıl biniyor ve iniyorsunuz? Kızıltoprak istasyonu üzerinden, İstanbul Anadolu yakası banliyö tren istasyonlarının aydınlatma koşulları hakkında bir eleştiri yazısı…
Gerçekte trene hangi istasyonda binip hangisinde ineceğimizi, istediğimiz yere varmak için banliyö trenini tercih ettiğimiz anda biliyoruz. Nasıl olduğu ise istasyonların mevcut düzenlemeleri ile belirlenmiş durumda.  Hat üzerindeki ilk iki istasyon, Haydarpaşa ve Söğütlüçeşme, karakteristik binaları ve mevcut üst örtüleri ile bahsedilecek konunun dışında kalırken, sorun bunlardan sonra gelen ve sadece iki platformdan ibaret olan istasyonlarda başlıyor. Kızıltoprak, Feneryolu…. diye başlayıp bugünlerde ancak Pendik?e kadar uzanan birbirinin tekrarı bu istasyonları, karanlık basınca, sadece sinyalizasyon ve eğer dışarıyı görebiliyorsak çevreyi tanıyarak birbirlerinden ayırabiliyoruz.Vagonlarda istasyonun ismini belirten bir sistem olmadığı için, sınırlı sayıda bulunan, yalnızca platformun başına ve sonuna yerleştirilmiş isim tabelalarını okuyarak, vardığımız istasyonun ismini öğrenebiliyoruz. Ancak bu tabelaların ise ne sayıları ne görünebilirlikleri yeterli düzeyde değil (Resim-1)
Resim-1 Yarı şeffaf malzemeden yapılmış olan tabela, üzerine asıldığı demir parmaklıklardan net bir şekilde ayrılmıyor. (Planlux Arşivi) Trenin bir çok noktasından görülemeyen bu tabelalar kullanılan ışık kaynaklarının yerleşim ve renk geri verimi yetersizlikleri yüzünden, biçim ve yüzey olarak okunabilirlikten oldukça uzaklar. Az sayıdaki aydınlatma direkleri ile aydınlatılan uzun platformlar üzerindeki bağıl aydınlık seviyesi, bu direkler yakınında yüksek seviyelere çıkarken kaynaktan uzakta kalan kısımlarda büyük ölçüde düşerek görünürlüğü ciddi oranda kısıtlıyor. Yaya hareketlerinin geçtiği düzlemdeki bu yüksek kontrast, ortam koşullarında da hızlı değişimler getirdiğinden dolayı güvenlik açısından sakıncalar doğurmakta(Resim-2).  Ayrıca istasyon binaları üzerindeki tabelalar aydınlatma ile vurgulanmadığı gibi kimi durumlarda çeşitli engellerin arkasına saklanmış olabiliyor (Resim-3).
Resim-2 Pendik yönündeki istasyon binasının yan cephesinde bulunan istasyon ismi yazıs,ı karanlığın içinde kayboluyor . Platform üzerindeki aydınlık seviyeleri arasındaki fark bu fotoğrafta oldukça belirgin.(Planlux Arşivi)
Resim-3 Binanın yan cephesinde bulunan istasyon ismi yazısı ağaçlar tarafından gizlenmiş durumda. Işık kaynakları ile arada kalan kısım arasındaki aydınlık seviyesi farkı çok büyük. (Planlux Arşivi)
Banliyö istasyonlarındaki aydınlatma koşulları yukarda bahsettiğim kadar vahim. Yanlış durakta inmemek için insanlar vagondaki diğer yolculara istasyon ismi sormak başta olmak üzere çeşitli önlemler geliştirirken, platform
üzerinde yaralanma ile sonuçlanan kazalar da yine kullanıcıların çabaları ile önlenmekte.
Oysa bu sorunların çözümü  için, basit adımlar bile büyük farklılıklar yaratabilir. Örneğin sadece tabelaların yazılarını fosforlu olarak değiştirip sayılarını arttırmak bile inilecek istasyon karışıklığını büyük ölçüde ortadan kaldırılacaktır.
Kullanıcılar ve sorumlu idare dahil bir aydınlatma projesinde rol alacak bütün aktörlerin görüşleri ve katılımıyla geliştirilecek bir proje ile gereksinimler ve bu gereksinimlerin karşılanması için yapılması gerekenler isabetli bir şekilde belirlenebilecektir. Platformların mevcut hallerine dair detaylı bir belgeleme çalışması, kullanıcıların deneyimlerini ve isteklerini içeren söyleşiler ile başlayacak bir dosya ile bu kollektif çalışma başlatılabilinir.
Büyük bir kısmı mahalle içinde kalan bu istasyonların, komşu çevresini ışık kirliliğine boğmadan, enerjiyi verimli kullanarak ve kullanıcılarının güvenlikli ve hoşnut bir biçimde yönlendirebileceği şekilde aydınlatılması ve kullanıcılarına daha iyi hizmet vermesi bu ortak çalışmanın hayata geçirilmesi ile mümkün olacaktır.
Erinç Tepetaş